Bisiklet Dergisi

TUR’U BEKLERKEN

Bisiklet dünyasının en önemli yarışı için geri sayım başladı. Bu sene Fransa Turu’nda bizleri neler bekliyor?                                                                                          
2012 Fransa Turu, Belçika’nın Liege kentindeki zamana karşı etabıyla açılacak ve geleneksel şekilde Paris’te sonlanacak. Yarış böylece bir yıllık aradan sonra yine Fransa dışında başlamış oluyor. Büyük turların son yıllarda sıkça müracaat ettiği bir yöntem. Bu sayede Tur’un uluslararası hüviyetine katkıda bulunulmuş oluyor. Öte yandan açılışın yapılacağı kent de böyle büyük bir organizasyona ev sahipliği yapmanın “haklı gururunu yaşıyor.”
Bu senenin Fransa Turu programında dokuz tane düz etap, dört tane orta dağlık etap, beş tane ise yüksek dağ etabı ve üç tane zirve finişi bulunuyor. Takım zamana karşı etabı yok, buna karşılık üç tane bireysel zamana karşı etabı var. Toplamda 101 km’lik zamana karşı parkuru, 2010 ve 2011 yıllarında koşulan bireysel zamana karşı parkurlarının toplamına eşit (Geçen sene 41 km, 2010′da ise 59 km zamana karşı koşulmuştu). Geçen senenin tırmanıcı dostu parkurunun aksine bu seneki rota “zamana karşı”sı iyi olan genel klasman iddialılarını ödüllendirecek gibi görünüyor.
Favorilere bakacağız ama önce kimlerin olmadığına bakalım. Son yıllarda Fransa Turu dendiğinde akla ilk gelen ikili bu seneki Tur’da olmayacak. Alberto Contador, hakkındaki doping soruşturması 1,5 yıl sonra nihayete erip 2 yıllık cezaya çarptırıldığı için, Andy Schleck ise iki hafta önceki Criterium de Dauphine yarışında düşüp kalça kemiğini kırdığı için Fransa Turu’nda yer alamayacak (Her ikisi de Ağustos’taki Vuelta için müsait durumda olacaklar. Kimileri bu seneye mahsus olmak üzere Fransa Turu’ndan çok Vuelta’yı merakla bekliyor olabilir).
Geçen sene, sondan bir gün önceki zamana karşı etabında sergilediği muhteşem performansla şampiyonluğu Andy Schleck’in elinden alan Cadel Evans, bu sene de çoğu kişi tarafından en büyük favori olarak görülüyor. Cadel’in artısı geçen seneye nazaran daha kuvvetli bir takım desteğine sahip olması. Özellikle takıma bu yıl katılan genç Amerikalı Tejay Van Garderen, tırmanış etaplarında Evans’ın en büyük destekçisi olacak. Öte yandan Cadel’in formu endişe verici olmasa da geçen seneki kadar parlak değil. Geçtiğimiz sene Fransa Turu’na giden yolda Tirreno-Adriatico’yu ve Tour de Romandie’yi kazanan, Criterium de Dauphine’de ise ikinci sırayı alan Avustralyalı bisikletçi, bu sene tatsız geçen Tirreno Adriatico’yu tamamladıktan sonra, bahar klasikleri serisini hastalığı nedeniyle yarıda bırakmak zorunda kaldı. Evans 2012 yılındaki tek galibiyetini mart ayında yapılan 3 etaplık Criterium International’da, yarışın zamana karşı etabını da kazanarak yaşadı. Fransa Turu öncesi en ciddi sınav olan Criterium de Dauphine’de ise Bradley Wiggins ve Michael Rogers’ın ardından üçüncüydü.
Bradley Wiggins, Paris-Nice, Tour de Romandie ve Criterium de Dauphine’nin üçünü birden aynı sezon içinde kazanan ilk bisikletçi oldu. Her üç yarışta da aynı taktiği uygulayarak: Tırmanışlarda önde kal, zamana karşıları kazan! Tek haftalık yarışlar için gayet kullanışlı olan bu formülün zaman karşı kilometrelerinin hiç de az olmadığı bu seneki Fransa Turu’nda işe yarayıp yaramayacağını göreceğiz. Geçen haftaya kadar Wiggins için en büyük soru işareti takım ile alakalıydı: Team Sky enerjisinin önemli kısmını Wiggo’nun genel klasman iddiası için mi harcayacaktı, yoksa asıl hedef Cavendish’in sprintleri ve yeşil mayosu mu olacaktı? Takım kadrosunun açıklanması ile bu soru yanıtlandı. Edvald Boasson Hagen, Chris Froome, Richie Porte, Michael Rogers, Christian Knees ve Kanstantin Siutsou’yu Wiggins’in hizmetinde görevlendiren takımın öncelikli amacı belli ki sarı mayoyu kazanmak olacak. Takımın özellikle Criterium de Dauphine’de liderine verdiği destek muazzamdı. Benzer bir performans sergilemeleri halinde Wiggins, Fransa Turu’nu kazanan ilk Britanyalı bisikletçi olabilir.


Turun en önemli iki şampiyonluk adayı: Bradley Wiggins ve Cadel Evans

Radioshack’ta işler karışık. Takımın kaptanı Andy Schleck sakatlığı sebebiyle kadro dışında. Takımın genel menajeri Johan Bruyneel de hakkındaki doping soruşturması yüzünden takımın başında olamayacak. Ağabey Frank Schleck ise yorgun olduğunu ve bu yüzden kaptanlık rolünü istemediğini söylüyor. Schleck, gönülsüz bir şekilde başladığı İtalya Turunu omzundaki sakatlık nedeniyle bırakmadan önce ilk iki haftayı tamamlamıştı. Son olarak İsviçre Turu’nda oldukça güçlü görünen ve genel klasman ikinciliğini kazanan Schleck, üst düzey yarış performansını iki büyük tur süresince muhafaza edemeyeceğini, dolayısıyla Tur’u kazanmasının mümkün olmadığını söylüyor. Geçen sene Giro’yu kazanan Contador’un daha sonra Fransa Turu’nda düştüğü halleri hatırlatarak kendisinden çok fazla şey beklenmemesi gerektiğini savunuyor. Gerçekten böyle mi düşünüyor, yoksa üstündeki baskıyı hafifletme derdinde mi? Ne olursa olsun, bu seneki parkurun ona pek uygun olmadığı aşikar ve zamana karşı etaplarında kaybedeceği zamanı telafi etmek için dağlarda çok çalışması gerekecek.
Özgeçmişinde bir Vuelta şampiyonluğu ve iki Giro podyumu bulunan Vincenzo Nibali, Fransa Turu’na iki yıllık bir aradan sonra geri dönecek. Hem de bu kez takım kaptanı olarak. Zaman karşı konusunda Wiggins ve Evans’ın gerisinde görünse de, yine de ortalamanın üzerinde ve eğer bu iki rakibine karşı çok fazla zaman kaybetmezse önemli bir şansı olabilir. Nibali bu sene oldukça parlak bir sezon geçirdi. Sezon başında yapılan Umman Turu’ndaki tek zirve finişini ilk sırada geçerken, yarış sonunda genel klasman ikinciliğini kazanıyor, klasiklerden Milan-San Remo’yu  ve Liege-Bastogne-Liege’i sırasıyla üçüncü ve ikinci sırada tamamlıyordu. İtalyan bisikletçinin tek genel klasman zaferi ise yine bir etap galibiyeti ile süslediği Tirreno-Adriatico’da geldi. Liquigas’ın büyük tur tecrübesi Vincenzo Nibali’nin Fransa Turu’ndaki belki de en önemli avantajı olacak. Özelikle de Ivan Basso’nun desteği Nibali için çok değerli.
Geçen sene, takımı Geox Fransa Turu’na davet edilmediği için Tur’u kaçıran ve diğer iki büyük turda da yarışmasına rağmen nispeten sessiz sakin bir sezon geçiren Denis Menchov, Tur’a büyük hedeflerle dönüyor. Senenin başında Rus takımı Katusha ile anlaşan Menchov’un özgeçmişi oldukça etkileyici. Daha önce İtalya Turunu bir kez, İspanya Turunu iki kez kazanan Menchov, Fransa Turu’nda da iki kez podyuma çıkmayı başarmıştı. Verdiği röportajlarda ısrarla bu seneki parkurun kendisine çok uygun olduğunu ve kazanmak istediğini söylüyor. Geçtiğimiz hafta kazandığı Rusya Ulusal Zamana Karşı Yarışı, rakiplerine gözdağı niteliğinde.
Tüm bu isimler dışında, Robert Gesink, Alejandro Valverde, Ryder Hesjedal, Jurgen Van Den Broeck ve Tony Martin’i de dikkatle izlemek gerekiyor. Bu senenin başlıca olayı herkesin iddialı olması zaten. Andy Schleck’in ve de özellikle Alberto Contador’un yokluğunda herkes sarı mayoyu sırtına geçirmek ve mümkünse Paris’e kadar götürmek isteyecek. Son yılların en açık mücadelesine hazır olun.
Peki Yeşil Mayoyu Kim Kazanır?
“Tabi ki Mark Cavendish!” dediğinizi duyar gibiyiz. Elbette akla ilk gelen cevap bu, ve oldukça da muhtemel. Ancak Cavendish’in yeşil mayoyu kazanabilmesi için öncelikle yarışı tamamlaması gerekiyor. Fransa Turu’ndan sadece bir hafta sonra Olimpik Yol Yarışı yapılacak ve Cavendish kendi ülkesinde Olimpiyat madalyasını kazanabilmek için Fransa Turu’nun zorlu son haftasını feda ederek fazladan bir hafta dinlenmeyi seçebilir. Öte yandan, Cavendish’in uzun süredir 250 km’lik Olimpik Yol Yarışı için dayanıklılığını geliştirmeye çalıştığı biliniyor. Zorlu İtalya Turu’nu tamamlayarak bu hedefinde başarıya ulaştığını kanıtlamış olsa da, çoğu kişi bu durumun yan etkisi olarak sprinterin bitirici hızının düştüğü görüşünde birleşiyor. Gerçekten de Cavendish bu sene alıştığımızdan daha çok geçildi ve Fransa Turu’nda da Andre Greipel, Marcel Kittel, Peter Sagan gibi isimler Manx Füzesi’nden rol çalmak için hazırda bekliyor olacak. Bu sene öncelikli hedefi sarı mayo olan Sky Takımının Cavendish için ne kadar çalışabileceği de soru işareti…

Bu sahneyi kaç kez izleyeceğiz?
Peter Sagan kendisi için ayrı bir paragrafı hak ediyor. Kariyerinin ilk Fransa Turu’na çıkacak olan Sagan, bu seneki California Turu’nda sekiz etabın beşini, İsviçre Turunda ise sekiz etabın dördünü kazandı. Sagan, 2012′nin en çok kazanan bisikletçilerinden biri olsa da Fransa Turu’nda tecrübenin her şeyin önünde geldiğini biliyor olmalı. Cavendish’in takımı Sky gibi Sagan’ın takımı Liquigas da sarı ve yeşil mayoların ikisini birden hedefliyor. Bu durum, Sagan’ın takımdan alacağı yardımı etkileyecektir. Ama genç Slovakyalı çok iyi bir leadout trenine sahip olmadığı zamanlarda bile işi kendi başına bitirebiliyor. Bir sprinter için alışılmadık derece gelişmiş olan tırmanış yeteneği ise özellikle ara sprint kapılarında bolca puan toplamasını sağlayarak ona yeşil mayoyu getirebilir.
Geçen senenin puan klasmanı ikincisi Jose Joaquin Rojas ve kariyerinde ilk kez takımının sprint kaptanı olarak Tur’a gelen Mat Goss ise çok sayıda etap kazanamasalar bile istikrarları ile yeşil mayonun önemli adayları olabilirler.
Dağların Kralı Olmak Artık Daha Zor
Tırmanış klasmanında geçen sene yapılan puanlama değişikliğinden sonra tek günlük atakçıların bu klasmanda başarılı olma şansı azalmıştı. 2011 yılına kadar, bir yarışın son tırmanışı ikinci kategori veya daha üst zorlukta ise bu tırmanışta alınan puanlar iki ile çarpılıyordu. Geçen seneden beri sadece zirve finişlerinde alınan puanlar iki ile çarpılıyor. Bir başka deyişle artık, dağların kralı olabilmek için çok sayıda küçük tırmanış içeren bir günde atak yaparak o günün tüm puanlarını toplamak yetmiyor. Yüksek kategorili tırmanışlarda ve özellikle zirve finişlerinde başarılı olmak şart. Bu sene yalnızca 11. ve 17. etapların sonundaki zirve finişlerinde kazanılacak puanların iki ile çarpılacak olması ise, bu iki etabı oldukça önemli kılıyor.
Michele Scarponi, geçtiğimiz haftalarda Fransa Turu’nda yarışacağını açıklamış ancak sarı mayo için mücadele etmeyeceğini belirtmişti. Verdiği bir röportajda, özellikle Tur’un tatil günlerinin ardından gelen ikişer etapta (10, 11, 16 ve 17. etaplar) atak yapabileceğini söylemesi, Polka Dot mayoyu kazanmak istediğini gösteriyor. Geçen senenin şampiyonu Samuel Sanchez, bu sene özellikle Bahar Klasiklerinde etkileyici sonuçlar alan Jelle Vanendert ve Team Europcar’ın genç yıldızı Pierre Rolland da dikkat edilmesi gereken isimlerden…
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 29/06/2012 by .

Dolaşım

Arşiv

İletişim

twitter.com/a_kindregards