Bisiklet Dergisi

UZUN BOYLU SISKA ADAM

Bradley Wiggins’in Fransa Turu rüyası nihayet gerçeğe dönüştü.                                                      
Wikipedia’ya göre 1.90’lık Bradley Wiggins sadece 69 kg. Birçoğu sağlıksızlık sınırının çoktan altına düşmüş olan sıfır beden bisikletçiler dünyasında bile sıskalığıyla göze çarpıyor. Podyumda hosteslerden daha uzun boylu olduğunu gördüğümüz ender bisikletçilerden biri Bradley Wiggins. Uzun boylu ve fazlaca zayıf bu haliyle şablon olarak Schleck kardeşlerin neredeyse aynısı olsa da, biraderlerin kronik hastalığı olan zamana karşıdaki ustalığıyla tanınıyor. Bu sene kazandığı Fransa Turu’ndan hareketle büyük turları kazanabilmek için önce zamana karşı koşmayı öğrenip ondan sonra zayıflamak gerektiğini söyleyebilir miyiz?
Wiggins 2006′da Cofidis’te yarışırken.
Ama o eskiden beri böyle değildi. 2009 yılına kadar daha çok pist bisikletindeki başarılarıyla tanınan Wiggo, o güne kadar katıldığı dört büyük turdan üçünde ilk 100’e girememiş, diğerini de bitirememişti. 2009 Fransa Turu’na ise tam 6 kg zayıflayarak geldi. Tur’un son haftasındaki en zorlu tırmanışlarda bile hep en iyilerin arasında kalarak Tur’u dördüncü sırada bitirmeyi başarırken, sadece ekran başındaki bizleri değil efsanevi bisiklet spikeri Phil Liggett’ı da şaşırtıyordu.
 2009 Fransa Turu Wiggins’in kariyerinin gidişatını değiştirmişti
2010 yılında, yeni kurulan İngiliz Sky takımına geçti ve yol bisikleti kariyerinde ilk kez kaptanlığa soyundu. 2009’da elde ettiği dördüncülüğün de etkisiyle Fransa’ya büyük umutlarla gelen Wiggins ancak yirmi dördüncü olabildi. Sky ile ilk deneme başarısız olmuştu.
2011 yılında, Paris-Nice’te ikinci, Dauphine Libere’de birinci olduktan sonra Fransa Turu’na en azından podyum umuduyla geldi. Ama bu kez de yedinci etaptaki kazada köprücük kemiğini kırarak yarışı bırakmak zorunda kaldı. Tamam, köprücük kemiği kırığı her bisikletçinin neredeyse uğramak “zorunda” olduğu bir duraktır, ama maalesef zamanlama çok kötü, talihsizlik çok büyüktü.
2012 yılına gelindiğinde şartlar çok daha uygundu. Bol miktarda zamana karşı içeren parkur kuşkusuz işini kolaylaştıracaktı. Daha sonra da Contador’un doping cezası gündeme gelince Wiggins bir anda en önemli adaylardan biri haline geliverdi. Ama Wiggo da boş durmuyordu bu arada. Fransa Turu’na gelene dek sezon boyunca katıldığı yarışların neredeyse tümünü kazandı. Paris-Nice, Tour de Romandie ve Dauphine Libere’i aynı sezonda kazanan ilk bisikletçi olarak tarihe geçti. Fransa Turu başlamak üzere iken bahisçilerin nazarında son şampiyon Cadel Evans’ı da geçmiş ve artık en büyük galibiyet adayı olmuştu.
Tur’un ilk günündeki prologda ikinci sırayı alıp sarı mayo için pusuya yatan Wiggins, ilk haftanın sonunda sarı mayoyu sırtına geçirdiğinde, yarış çoğu kişinin gözünde sona ermişti bile. Bu aşamadan sonra tek ciddi rakibi takım arkadaşı Chris Froome olabilirdi. Ama Froome kaptanına karşı atak yapmamayı seçti. O da Bradley Wiggins’i 2012 Fransa Turu Şampiyonluğuna taşıyan efsanevi takımın en önemli bileşenlerinden biri olarak hatırlanacak.
Fransa Turu Direktörü Christian Prudhomme’un da belirttiği gibi büyük bisikletçi Miguel Indurain tarzı kazanılmış bir zaferdi bu. Zamana karşı etaplardaki büyük üstünlüğü ile rakiplerinin şevklerini kırıp daha sonra da tırmanışlarda önde kalmış, hatta farkı daha da arttırmayı başarmıştı.
Sarı mayoyu kazanmanın haklı gururu
Onu her şeyden önce soğukkanlı tavrı ile tanıyoruz. Her şeyi en ince ayrıntısına planlamışçasına yarışıyor. Sanki rakipleri umurunda değil de sadece kendi başına yarışırmış gibi, neredeyse monoton bir tempoda sürüyor. Tırmanışlarda ayağa kalktığına bile nadiren tanık oluyoruz. Bir atak geldiğinde ona anında cevap vermek için kendini paralamıyor, temposunu kolay kolay bozmuyor. Özellikle son bir yıldır enikonu zirveye çıktığı zamana karşılardaki başarısını da buna borçlu zaten. Başlangıç rampasından inip  bisikletin gidonuna kapaklandıktan sonra finiş çizgisini geçene kadar vücudunun milim kıpırdamadığını görüyorsunuz. Sadece bacaklar çalışıyor.
Lance Armstrong’un Fransa Turu ambargosu bittikten sonra belki de hiçbir sene böylesine net bir zafer izlememiştik. Sky takımı yöneticileri, işlerin göründüğü kadar kolay olmadığını ve bu seneki başarının ardında gerçekten çok büyük fedakârlıkların yattığını, çok zorlandıklarını söylüyorlar. Elbette haklıdırlar, ama Wiggo’nun bu performansı biz izleyenler tarafından bakıldığında “çok kolay kazandı yahu” dedirtiyor.
Wiggins bu seneki en önemli hedefini gerçekleştirmiş olsa da işi henüz bitmiş değil. Olimpiyatlarda önce yol yarışında Cavendish’in kazanmasına yardımcı olmaya çalışacak, daha sonra kendisi için zamana karşıda madalya kovalayacak. Wiggins’in (muhtemelen) alacağı bir madalya, kendisini tarihin en çok olimpiyat madalyası kazanan Britanyalı sporcusu yapabilir. Başarılar diliyor, (ve ne yalan söyleyeyim) zamana karşıda kazanacağı madalyanın renginin sarı olmasını istiyorum. Bu seneki efsanevi sezonun hatırına…
Not: İnan Özdemir’in kaleminden Wiggins’in kendisi gibi bisikletçi olan babası Gary Wiggins ile inişli-çıkışlı ilişkisi: http://tr.eurosport.com/bisiklet/fransa-bisiklet-turu/2012/bradley-wiggins_sto3356730/story.shtml
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 27/07/2012 by .

Arşiv

İletişim

twitter.com/a_kindregards
%d blogcu bunu beğendi: