Bisiklet Dergisi

SCHLECK’İN YOLU

Bisikletçi ailenin bisikletçi oğlu… Abi bisikletçi, baba bisikletçi, dede bile bisikletçi (Hayırsız bir ağabeyi daha var, o politikacı olmuş). Ağabeyi Frank Schleck’i zaten biliyoruz. Babaları Johnny Schleck de eski bir profesyonel. 60′ların sonuyla 70′lerin başında Tur ve Vuelta’ya katılan Johnny Baba’nın Jan Janssen ve Luis Ocana’nın Tur şampiyonluklarında emeği var. Tur’u iki kez ilk 20′de tamamlamış, Vuelta’da etap bile kazanmış. Schlecklerin bir önceki nesilden temsilcisi dede Gustav Schleck ise 1930′ların yarışçılarından.
İlk Yıllar
Andy, daha 18 yaşında bir amatörken bisiklet dünyasının şöhret avcısı Cyrille Guimard’ın dikkatini çekti. 2004 yılı Lüksemburg 23 yaş altı yol ve zamana karşı şampiyonu olan Schleck’in ilk büyük çıkışı aynı yıl yapılan Fleche Du Sud galibiyeti ile geldi. Lüksemburg’un bu köklü klasik yarışında Danimarka Milli takımı da ekip olarak yarışıyordu ve Schleck’in başarısı Danimarkalı Bjarne Riis’in kulağına kadar gitti. Zaten Riis’in takımında yarışmakta olan ağabey Frank’ın da tavsiyesi ile Andy bir anda kendini Team CSC’de stajyer olarak buldu ve 2005 yılında da profesyonel kariyerine başladı.
Andy Schleck’in büyük tur macerası 2007 yılında başladı. Sürpriz bir şekilde kendini CSC’nin 2007 Giro kadrosunda bulan Schleck, yarışın başında kendine koyduğu hedefin “her şey iyi giderse” ilk 10 olduğunu anlatıyor.  Ancak performansı kendi beklentisini de aşan genç  Schleck, daha 22 yaşındayken katıldığı kariyerinin bu ilk büyük turunda gençler klasmanını kazandı ve genel klasmanı da Danilo Di Luca’nın ardından ikinci sırada tamamladı. Şimdi bakınca “Ah be!” dedirten bir detay: Schleck’in tur içinde koşulan iki zamana karşı etapta da ilk 10′da yer alması. Genç yıldız adayını ilk kez izleyenler “Vay be, zamana karşısı da iyiymiş maaşallah” demişler midir?
2008 yılında, kariyerinin ilk Fransa Turu’nda şampiyon Carlos Sastre’nin yardımcılığını üstlenirken kendi adına yine Gençler Klasmanını kazanmayı ihmal etmedi. Bitirdiği büyük turların hepsinde gençler klasmanını kazandı zaten. 2007 İtalya’dan bir tane, 2008-2010 arasında Fransa’dan 3 tane olmak üzere 4 tane beyaz mayosu var. Bu alanda bir rekor…

Schleck, kendisiyle özdeşleşen beyaz mayosuyla
Beyaz mayosunun yanına podyumu da eklediği yıl 2009 oldu. Armstrong’un üç yıl aradan sonra döndüğü bu Tur’da Contador’la Armstrong arasına giriyor, şerefli ikincilikler serisinin ilk adımını atıyordu.
2010′da yine ikinci ama çok daha gayretliydi. Kariyerinin ilk Fransa Turu etaplarını kazandığı ve ilk kez sarı mayoyu giymeyi başardığı bu Tur’da zincirinin attığı anda atağa kalkan Contador’a sarı mayoyu devretmek zorunda kalıyor ve bir daha da geri alamıyordu. Gerçi ilahi adalet biraz geç de olsa tecelli edecek ve o sene doping yaptığına karar verilen Contador diskalifiye edilince 2010 yılının resmi şampiyonu ilan edilecekti. Yine de bu sonucun onu pek memnun etmediğini biliyoruz, “Mutlu olmak için bir sebep yok” diyordu kararın ardından, “Paris’te podyumun en üst basamağında olmadıkça bir anlamı yok!”.
2011′de, evet, bir kez daha ikinciydi. Bu kez sondan iki gün önce kazandığı sarı mayoyu ertesi gün yapılan zaman karşı etabında Cadel Evans’a kaybediyordu. 2011 Fransa Turu Schleck’in kariyerinin kısa bir özetiydi aslında: Frank Schleck ile yan yana sürme ısrarı sonucu kaçan fırsatları, yüksek dağ inişlerinde ve zamana karşılarda kaybettiği zamanları Galibier etabındaki uzun kaçışla telafi etmeye çalışmış ama toplamda bir kulaç farkla geride kalmıştı.
2012′nin başrolünde kara talih vardı. Fransa Turu’na bir ay kala kalça kemiğini kırarak 4 yıl aradan sonra ilk kez Fransa Turu’nu kaçırdı ve bugüne kadar uzanan bir duraklama dönemine girdi. En başta 1-2 ayda iyileşebileceği söylendiği halde aylara yayılan iyileşme süreci de motivasyonunu etkiledi şüphesiz. Birkaç kıvılcımı saymazsak neredeyse boş geçen bir hazırlık sürecinin ardından zaten umutsuz geldiği 2013 Fransa Turu’ndaki performansı, düşük olan beklentileri bile karşılayamadı. Önümüzdeki yıllarda ne yapacağı ise merak konusu… Yeniden sarı mayo için yarışabilecek mi, yoksa şampiyonluk yarışını sadece uzaktan mı izleyecek artık?
Tembel Diyorlar Bana, Desinler Değişemem!
Bu süreçte Andy Schleck’in profesyonelliği ve çalışma düzeni sık sık eleştiri konusu edildi, ediliyor.  Hadi tembel demeyelim ama biraz “rahat” olduğunu söyleyebiliriz.  Her seneye “bu sene çok başka olacak” parolasıyla girip, mesela zamana karşı performansını bir türlü iyileştirememesi; Fransa Turu ve Bahar Klasikleri dışında neredeyse hiç bir yarışta rekabetçi olmaya çalışmaması göze batıyor. Hırstan yoksun görüntüsü, “olmasa da olur” diyen gülümsemesi kimileri tarafından bir eksiklik alameti sayılıyor.
Doğrudur, kimi zaman fazlasıyla kayıtsız gibi görünüyor ama yine de ben Schleck’in tarzını gayet pozitif bulurum. Sadece kazanmaya değil, aynı zamanda eğlenmeye de odaklanan bir taraf görüyorum onda. Hem derslerine çalışan, hem de kendine zaman ayıran münevver lise öğrencisi adeta… Rekabetten kaçmayan ama işi husumete dökmeyen centilmen tavrını takdir etmemek mümkün değil. Yarışma heyecanından tamamen kopmuş da değil bu arada. 2010 yılının meşhur zincir olayının ardından verdiği ünlü “My stomach is full of anger” demeci tişörtlere desen olmuştu örneğin. Buna rağmen iki gün sonra Contador ile barışıp rakibinin şampiyonluğunu ilk kutlayan kişi yine kendisi olmuştu.
Schleck’in Zincir Olayı’ndan sonra sıcağı sıcağına verdiği unutulmaz demeci: “My stomach is full of anger, and I will take my revenge!”

Abim Olmadan Asla!
Profesyonel kariyerinin başından beri hep ağabeyi ile aynı takımda yer aldı Andy Schleck. Birlikte yarışmalarının yarattığı bir itici güçten söz etmek olası. Ancak her yarışı birlikte kazanmaya çalışmaktaki ısrarları nedeniyle tam verimle çalışamıyorlar. Bu yarışma tarzı ikisinin de kendisini iyi hissettiği günlerde gayet iyi sonuç vermekle birlikte, birinin formsuz olduğu günlerde diğerine ayak bağı olmasıyla sonuçlanıyor. Onun yerine, birinin domestikliği en baştan kabullendiği klasik model ile yarışsalar çok daha başarılı olabilirler halbuki (Hak geçmesin diye bunun için uygun bir rotasyon düzeni de kurulabilir. “İtalya benim, Fransa senin, e hadi Dünya Şampiyonasında da iyi olan kazansın” gibi).
Tecrübenin belki de her şeyden daha önemli olduğu bisiklet sporunda Schleck’in şu andaki en büyük ihtiyacı daha önce bulunduğu seviyeyi hatırlamak olabilir. Benim tahminim de umudum da bunu gerçekleştirebileceği yönünde. Varsın yine zamana karşı yüzünden kaybetsin şampiyonluğu, onu o düzeyde yeniden görelim, o bile yeter…
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 07/08/2013 by .

Arşiv

İletişim

twitter.com/a_kindregards